HÛN Bİ XÊR HATİN MALPÊRA MİN

Bibêje: “Nimêja min, îbadeta min, jiyana min û mirina min, ji bo wî Xwedayê Rebbê alemê ye.” (EN'AM; 162)




22 May 2015

İslamcılık/İslami Hareket Tartışmaları- 1

Günümüzde “İslamcılık/İslami Hareket” hakkında bilgisi olan olmayan konuşuyor. Sözler ve sesler hiçbir dönemde olmadığı kadar çoğaldı.  Her taraf bu konu hakkında konuşan, tartışan, güya fikir beyan eden insanlarla dolup taştı. Üstelik, her konuşan her şeyi bildiğini tavırlarıyla ve davranışlarıyla gösterme çabasında, en derin meseleler, en ilmi konular, en namahrem mevzular ortalıkta hiç bir kaygı ve endişe gözetilmeksizin tartışılarak, değerler ayaklar altına alınabilmektedir.  Gerçekten herkes her şeyi biliyor mu, İnsanların ne kadar mevzu varsa, bilgisi, ilmi buna yetiyor mu? Mümkün olmamakla beraber İslami meselelerde İnsanlar bilmiyor görünmeyi bir türlü kabullenmemekte, bilmiyorum demeğe bir türlü yanaşamamakta, iddialarını sürdürmek için de sürekli mücadele etmeye, tartışmaya kendilerini mecbur hissetmektedirler.

20 May 2015

İslami Hareket ve İç Disiplin

İslam tevhid dinidir ve Allah bizden kendi rızası etrafında birlik istemektedir. Bir Müslüman olarak her fert de bu birlikteliğe (harekete, cemaate)  kalben, fikren, fiilen, iştirak etmek zorundadır. İslam bireysel olarak ta yaşanır. Ancak topluma davetin ve tebliğin ulaştırılması, bir İslam toplumunun teşekkülü cemaatler ve hareketlerle etrafında toplanmakla olabilecektir. Cemaatsel çalışma zahmetli olsa bile, kişinin yalnızlıkta bulduğunu zannettiği bütün rahatlıklardan daha hayırlıdır. İslam’ın öngördüğü cemaatte Allah’ın emirleri karşısında herkes; kuvvetlisi, zayıfı, efendisi, kölesi, hakimi, mahkumu, amiri, memuru eşittir. Üstünlük sadece takva iledir. Hz. Peygamber (A.S.) “insanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır” (Tabaranî) buyurmuştur. Bu faydanın gerçekleştirilmesi için Müslümanların güçlerini birleştirmeleri gerekmektedir.

14 Nis 2015

Siyasetimiz Özgün ve Özgür Olmak Zorundadır

Genel olarak siyasal hareketler, hakkın ve halkın hakkını gözetenler ile kurulu düzenin, devletin, belli sınıfların çıkarını, menfaatini ve hakkını gözetenler olmak üzere ikiye ayrılır.
     Hakkın ve halkın hakkını gözeterek siyaset yapan hareketler; değerler ve ilkeler üzerinden siyaset yaparlar. Değerler siyaseti, toplumsal ve yüce değerlere hizmet için yapılır. Değerler siyasetinde; muhasebe, murakabe, yaptıklarını ve yapacaklarını denetleyen hesaba çeken, hizmet etme ahlakı ve erdemini taşıyan bir anlayış mantığı ile yapılır. İlkeli hareketler bütün zorluklara, yokluklara ve esen rüzgarlara gögüs gererek ilkeli rotalarında ısrar ederler.

2 Nis 2015

İttifak Arayışları ve Öze Dönüş

  Türkiye’deki ve Kürdistan’daki siyasi ve politik yapıların birbirlerine karşı konumlanmadan, kin ve düşmanlıklara davetiye çıkarmadan, birbirinin karşıtlığı ve alternatifi temelinde olmadan belli bazı ittifakları gerçekleştirmeleri, güçlerini birleştirmeleri hayırlı olumlu birer gelişmedir ve desteklenmesi gerekmektedir.
     Kürdistan’da farklı renklerin ve seslerin kendilerini rahatça ifade edebileceği bir ortamın oluşması ve bu şartların yerine getirilmesi önemlidir. Zira Kürdistan birçok dille, dine, mezhebe ve farklı fikir ve ideolojilere beşiklik etmekle bünyesinde büyük bir zenginliği barındırmaktadır.  Kürdistan’ı,  Kürdistan yapan da bu özeliğidir. Bu özeliği ile Kadim Mezopotamya topraklarında binlerce yıldır farklı medeniyetlere, kültürlere, inançlara ve etnik kimliklere beşiklik etmektedir.  Binlerce yıldır Kadim Mezopotamya halkları bu kültür ve medeniyet anlayışı ile varlıklarını koruyarak bugünlere gelmiştir.  Bu kültürün ve birikimin yaşatılıp yarınlara ulaştırılması gerekirken laik ve seküler güçler bu kültürü yok ederek kadim Mezopotamya halkları ile farklı inançlara mensup kesimleri arasına onarılması güç fitne ve düşmanlık tohumları ekerek farklı renklere, dokulara  ve halklara  büyük acılar ve travmalar yaşatmıştır.

Kurdistanilik Nedir, İslami Olmak Neyi Gerektirir?

Türkiye’de (aynı zamanda Kürdistan’da)  insanlar, şablonlarla, ezberlerle, etiket ve yaftalarla toptancı düşünmeyi, bazı kalıpların arkasına sığınarak bir jargon oluşturmayı o jargon üzerinden birilerini veya bazı çevreleri öteki olarak göstermeyi, aşağılamayı onlar hakkında kesin yargılarda bulunmayı severler. Sevmenin ötesinde derinlikli bilgiden yoksun ve mahrum oldukları için bunu kendilerine huy, karakter, hareket metodu ve davranış biçimi olarak alırlar ve dünyalarını bu oluşturdukları bir kaç kelimelik ve cümlelik şablonlar üzerine oturturlar.
Olayları, olguları, fikirleri ve düşünceleri hikmet ile kavrayıp yorumlamadığınız zaman hem kendinize hem de çevrenizdeki insanlara yazık edersiniz. Dava adamı, hareket adamı, fikir ve düşünce adamı yetiştireceğinize soytarı, şarlatan, laf kalabalığı yapan ilimden, amelden ve hikmetten uzak ağzı hoş ama içi boş bir kitleyetiştirmekten öte bir şey yapamazsınız. Sadece gecesini gündüzünü sosyal medya üzerinde geçiren, bir iki beğeni ve yorum için Mecnun’un Leyla’yı beklediği hasret ile bekleyerek saatlerce gözünü ekrandan ayırmayan, sadece konuşulmak, gündemde kalmak için abuk subuk şeyler yazarak gereksiz bir şekilde vaktini geçiren sosyal medya manyağı yetiştirirsiniz. Allah korusun bu hastalığa duçar olanların egoları tavan yapmakta, bütün değerlere savaş açmakta her değeri cahilce ve pervasızca tartışmaktan çekinmemektedir.

Medya Üzerinden Tetikçilik-1

Medyayı kullanarak sağa sola çatan, birilerini bir yerlere jurnallayan, hedef gösteren, eleştiri adı altında iftira ve dedikodu üreten ruh sağlıkları bozulmuş bireyler ve çevreler etrafımızda azımsanamayacak kadar çoktur. Pisliğin üzerinde yatarak paçalarından lağım suyu akan, şantajcılığı bir meslek haline getiren ve bunu da güya köşe yazarlığı, gazetecilik, siyasi analiz ve İslami sorumluluk adına yapan şöhret delilerinden ortalık geçmemektedir. 
Adam hiçbir uzmanlığı, bilgisi, deneyimi hatta derinliğine bir düşüncesi olmadan sadece kağıda bir şeyler dökebildiği için, ya da en azından kendine öyle bir konum biçtiği için" kendini köşe yazarı zannetmekte, sürekli bir sallama halinde sağa sola çatmaktadır. 
Çelişki ve bilgisizlik diz boyu anlatılamaz. Herkesçe bilinen malumu ve doğruları ters köşe ederek ve manipüle ederek saptırmaya üstüne yoktur. Yalan yanlış analizlerde bulunarak dünyanın biricik kurtarıcısı benim havasından geçilmiyor. 

11 Mar 2015

Muhafazakarlaşan İslamcılık

Müslümanlar olarak İslam’ı ve İslamcılığı bir yaşam biçimi olarak kavrayamayıp; İslam’ı kullananların oldukça yoğun olduğu, hak-batıl mücadelesi alanında haddinden fazlaca cirit atan tiplerin ortalıkta dolaştığı, belki de böyle tipler üzerinden islamcı olmanın  en fazla ayaklar altına alındığı ve bu değerlerin yerlerde süründüğü bir zamanda ve zeminde yaşıyoruz.   Milliyetçi muhafazakar sağcılıkla kirletilen İslami mücadelenin,  yine bizzat bu sağcı ve muhafazakar kesim tarafından tasfiye edilmeye çalışıldığı büyük bir sorunla yüz yüzeyiz.

20 Şub 2015

Müslümanlar Sekürlerleşiyor mu?

Özellikle modern dönemle birlikte ortaya çıkan sekülerleşme olgusu, insanın kutsalla olan  ilişkisinde bir takım farklılıkların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Geleneksel toplumda merkezi bir konum işgal eden din, modern dönemle birlikte merkeziliğini yitirmeye yada toplumun değerlerinin şekillenmesinde  başat rolünü kaybetmesine neden olmuştur.  Son dönemlerde din ve toplum ilişkisini araştıranlar haklı olarak bazı soruları ve sorunları dile getirmektedir. Ortadoğu’da din adına oluşturulan şiddet ve kaos ortamı, dini referanslı hareketlerin iktidar olması; ”Din gerçekten gerilemekte ve bir tehlike içerisinde midir yoksa din altın çağını mı yaşamaktadır?” gibi soruların sorulmasına neden olmaktadır.  Modernizmin insana vaat ettiği dünya cennetinin gerçekleşmemesi, insanın ciddi anlam krizlerinde olduğunun farkına varılması ve özellikle İslam aleminde ortaya çıkan İslami hareket ve grupların eylem ve faaliyetleri bu tarz bir algının oluşumda etkili olmuş ve konuya dair bu minvalde yeni teorilerin üretilmesine neden olmuştur.

Cîhada Mezin

Pêxember û eshabê xwe ji şerê Tebukê dizivirin tên Medînê. Meh ji mehan havîne. Pêxember û eshabê xwe ji ber rêya dûr û  germa havînê bêzar bune.  Her yek zeîf ketiye û li ber şert û zehmetîyên seferê  nayên naskirin.  Di vê seferek  de Resulullah li ser hevalên xwe dizivire û ji wan re wuha dibêje:
“Em aniha ji cîhada piçûk dizivirin cîhada mezin”.
Eshab şaş dibin disekinin û dipirsin: “Gelo ma ji vîya mezintir cîhadek din heye?”
Resulê Ekrem bersiva wan dide û wuha dibêje:
“Belê em ji cîhada piçûk diçin cîhada mezin ew jî bi nefsê re cîhad e”. (Sûyutî)

19 Şub 2015

Li Zimênê Xwe Xwedî Derkevin

21 Sibatê roja zimanê dayîkê yê navnetewî ye.  Ji ber vê yekê jî, li ser vê rojê nivîs jî peywîsteke bi zimanê ku herî zêde zilim dîtî ye, rastî qedexan hatîye û ji bona wî zimanî gelek lawê bavan jîyana xwe feda kirine be yano bi Kurdî be.
Her wekî tê zanîn di 21 Sibata 1952ê de ji bo zimanê dayikê bê naskirin xwendekarê Bangladeşê li hember rejima Pakistanê serî hildabu û ji wan hinekan jiyana xwe wenda kiribun.  47 sal piştî vê bûyarê ji aliyê Rêxistina Yekîtiya Miletan ya Perwerdê, Zanyarî û Çandê (ÛNESCO) ve di 1999ê de wekê roja zimanê dayîkê hat qebûlkirin û cara yekem di 21ê Sibata 2000’î de hat pîrozkirin