HÛN Bİ XÊR HATİN MALPÊRA MİN

Bibêje: “Nimêja min, îbadeta min, jiyana min û mirina min, ji bo wî Xwedayê Rebbê alemê ye.” (EN'AM; 162)




20 Şub 2015

Müslümanlar Sekürlerleşiyor mu?

Özellikle modern dönemle birlikte ortaya çıkan sekülerleşme olgusu, insanın kutsalla olan  ilişkisinde bir takım farklılıkların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Geleneksel toplumda merkezi bir konum işgal eden din, modern dönemle birlikte merkeziliğini yitirmeye yada toplumun değerlerinin şekillenmesinde  başat rolünü kaybetmesine neden olmuştur.  Son dönemlerde din ve toplum ilişkisini araştıranlar haklı olarak bazı soruları ve sorunları dile getirmektedir. Ortadoğu’da din adına oluşturulan şiddet ve kaos ortamı, dini referanslı hareketlerin iktidar olması; ”Din gerçekten gerilemekte ve bir tehlike içerisinde midir yoksa din altın çağını mı yaşamaktadır?” gibi soruların sorulmasına neden olmaktadır.  Modernizmin insana vaat ettiği dünya cennetinin gerçekleşmemesi, insanın ciddi anlam krizlerinde olduğunun farkına varılması ve özellikle İslam aleminde ortaya çıkan İslami hareket ve grupların eylem ve faaliyetleri bu tarz bir algının oluşumda etkili olmuş ve konuya dair bu minvalde yeni teorilerin üretilmesine neden olmuştur.

Cîhada Mezin

Pêxember û eshabê xwe ji şerê Tebukê dizivirin tên Medînê. Meh ji mehan havîne. Pêxember û eshabê xwe ji ber rêya dûr û  germa havînê bêzar bune.  Her yek zeîf ketiye û li ber şert û zehmetîyên seferê  nayên naskirin.  Di vê seferek  de Resulullah li ser hevalên xwe dizivire û ji wan re wuha dibêje:
“Em aniha ji cîhada piçûk dizivirin cîhada mezin”.
Eshab şaş dibin disekinin û dipirsin: “Gelo ma ji vîya mezintir cîhadek din heye?”
Resulê Ekrem bersiva wan dide û wuha dibêje:
“Belê em ji cîhada piçûk diçin cîhada mezin ew jî bi nefsê re cîhad e”. (Sûyutî)

19 Şub 2015

Li Zimênê Xwe Xwedî Derkevin

21 Sibatê roja zimanê dayîkê yê navnetewî ye.  Ji ber vê yekê jî, li ser vê rojê nivîs jî peywîsteke bi zimanê ku herî zêde zilim dîtî ye, rastî qedexan hatîye û ji bona wî zimanî gelek lawê bavan jîyana xwe feda kirine be yano bi Kurdî be.
Her wekî tê zanîn di 21 Sibata 1952ê de ji bo zimanê dayikê bê naskirin xwendekarê Bangladeşê li hember rejima Pakistanê serî hildabu û ji wan hinekan jiyana xwe wenda kiribun.  47 sal piştî vê bûyarê ji aliyê Rêxistina Yekîtiya Miletan ya Perwerdê, Zanyarî û Çandê (ÛNESCO) ve di 1999ê de wekê roja zimanê dayîkê hat qebûlkirin û cara yekem di 21ê Sibata 2000’î de hat pîrozkirin

11 Şub 2015

Charlie Hebdo Eylemlerinin Müsebbibi Batı’nın Kendisidir

Bir haftadan beridir dünya Paris’teki Charlie Hebdo adlı mizah dergisine yapılan saldırı eylemi ile kalkıp yatıyor. Batı ve batının güdümündeki uluslararası güç odakları eylemi kınama yarışına girmiş görünmektedir. Kendi ülkelerinde Müslüman halka bir sinek kadar değer vermeyen zalim liderler, binlerce masum çocuğun kanı ile elini kirletmiş olan Binyamin Netenyahu  dahi  salya sümük ağlayarak insan hakları havariliğine soyunmuş görünüyor. Küresel güç odakları bu saldırıyı batı demokrasisine, fikir ve düşünce özgürlüğüne ve batı değerlerine bir saldırı olduğu konusunda hemfikir olmuşçasına eylemi lanetleme yarışında. Anlaşılan Çharlie Hebdo’ya yönelik saldırı için gerçekleştirilen yürüyüş yılın en komik  karikatürü olmaya aday.

29 Ara 2014

Mirin, Heqîqeta Herî Mezin e

Di jîyanê de her tişt meçhûle, lê tişteki qethî  tiştekî ku miheqeq wê were serê herkesî  heye ew jî: “Mirin e”.  Mirin, ne hukumdaran nasdike ne jî  qeşmeran. Bi eynî meadî herkesî dadiqultîne. Ne şan û şoretê,  ne ciwanî û quretîyê,  ne meqam û mewkîyan nasdiike  tevan digre û dibe. Mirin her tiştî û her kesî  wekhev dike. Zengîn û xizan padîşah û kole wek hev dibe. Herkes  bi çend mîtro capun yan jî çiftexas kefenekî tenê bi xwe re dibe. Ew malê ku bi temayî û çikosî, bi zilim û zordarî,  civandibu, ew ewladê ku pê hêlan dida xwe, ew meqam û mewkîyên pê difirî teva li pêy xwe dihêle û diçe. 
Li gor aqîda Îslamê mirin tunebun nîne, bîlakîs ji qeyd û zincîrên vê dinya maddî xelasbun, ber bi dinya ebedî de meş û gavek nû ye. Ji vê dinê çûyîna axretê, wek ji odeyekê derbasbuneka odeyek din e.

21 Kas 2014

İfrat ve Tefrit Arasında Müslüman Kürtler

Kürt halkının dünden bugüne taşıdığı önemli problemleri ve zaafları herkesçe bilinen bir vakıadır. Bu zaaf; ideolojisi, inancı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun hemen hemen tüm Kürtleri bir şekilde etkilemiş veya etkilemeye devam etmektedir. Özellikle bu zaaf okuyan, araştıran kendini entelektüel veya aydın sınıfında gören kesimlerinde daha fazladır ve bunun irdelenmeye, üzerinde düşünülmeye ihtiyacı vardır. Kürt halkının Türklerle yüzyılları bulan birlikteliği, aynı inancı paylaşmaları, aynı havzadan beslenmeleri, Kemalist eğitimin tornasından beraber geçmeleri Türk aydınında mevcut olan hastalıkların Kürtlere de sirayet etmesine neden olmuştur. Dolayısı ile Kürt aydını ve entelektüeli, Türk aydınının ve entelektüelinin kötü bir kopyasıdır ve onun zaaflarının ve hastalıklarının da kötü bir taşıyıcısıdır. Bu Kötü kopya solcusunda da, Müslüman’ında da, muhafazakarında da, liberalinde de aynıdır. Bazı nüans farkları olsa da özü itibarı ile aynı şeye tekabül etmektedir.

1 Eki 2014

Suriye Bataklığında Çırpınanlar

Ortadoğu’daki Arap baharı Suriye’de başladığından beri birileri ısrarla noter memurları gibi Müslüman’lardan saflarını netleştirmelerini ve taraflarını belirlemelerini istemektedir. Suriye’de at izinin it izine karıştığı bütün çıplaklığıyla ortada iken her bir grup ve birey durduğu yerden olayları değerlendirerek, Müslümanlara mahalle baskısı uygulamakta fitne ve fesada alet olmayanları çok çirkin ifadelerle töhmet altında bırakmaktadırlar.
İran çizgisindeki yapı ve bireyler Baas partisinin Suriye’deki katliam ve barbarlıklarını unutmuşçasına  direniş ekseni adı altında Beşşar Esed’ı yere göğe sığdıramamakta, Hizbullah, İran ve Rusya ekseninin ulusal çıkarlarını gözeten savaşını İslami kavramlarla ve argümanlarla süsleyerek bu savaşa bir kutsallık atfetmektedirler.
Yine Suriye devrimi safsatasını dillerinden düşürmeyenler Arap Baharı rüzgarına kapılarak Suriye Devrimi'nin ateşli savunuculuğuna soyunarak ruhsal ve zihinsel savrulmalar yaşamakta Suriye’deki tekfirci, dışlayıcı ve vahşi hareketleri temize çıkarmak için bin bir dereden su getirmektedirler.

28 Eyl 2014

Azadi Hareketi ya da Umudun Ölümü

Bazı yapılar büyük umutların ve beklentilerin ürünüdür. Azadî İnsiyatifi de böylesi bir umut, beklenti ve hayallerin ürünüdür. Kuzey Kürdistan’da İslami kesim yıllarca Kürd sorununa duyarsız kaldı, kendisini bu sorunun dışında konumlandırdı. İslamcılar ya devletin söylemlerine hizmet etti ya da yanlış ümmetçilik anlayışı adı altında kendisi ile Kürd ve Kürdistan meselesi arasına kalın bir duvar ördü. Bu kalın duvarları yıkmaya çalışan cemaat ve şahıslar da cezalandırıldı ya da tasfiye edilmeye çalışıldı. Fidan Güngör’ün Menzil’i (İslami Halk Hareketi) ile İzzettin Yıldırım’ın Zehra’sı buna tipik bir örnektir. Sistem kendi insiyatifinin dışında konumlanan her hareketi yaşatmayacağını ,yaşamasına izin vermeyeceğini, kendi Kürdünün dışındaki Kürdi oluşumlara hayat hakkı tanımayacağını bu iki olay ile açıkça deklere etti.

2 Eyl 2014

DGM Hukuksuzluğu Devam Ediyor

Anayasa Mahkemesi'nin Balyoz, KCK ve Ergenekon Davalar ile ilgili verdiği 'hak ihlali' kararlarının ardından, Türkiye’ de daha önce yargılanıp mahkum edilen ve bir çoğu da olağanüstü Mahkemelerin mağduru olan kişilerin durumunu yeniden gündeme getirdi. KCK, Balyoz ve Ergenekon gibi davalarda Bizzat Başbakan ve Adalet Bakanı tarafından Türk ordusuna kumpas kurulduğunun söylenmesi savcıları ve hakimleri harekete geçirerek verilen kararların yeniden gözden geçirilmesine neden oldu ve hemen hemen yargılanan tüm sanıklar tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Türkiye’de çok uzun yıllar, devlet içinde derin devlet, mafyavari suç şebekeleri ve çeteler egemen oldu ve halen egemenliğini sürdürenler vardır. Bu ülke, çok uzun süre, mafya, Jitem ve onlarla kirli ilişkiler içerisinde olan siyasetçiler, tarafından soyuldu. Devlet ve devletin içine yuvarlanmış çeteler, faili meçhul cinayetlerden, köy yakmalarına, yargısız infazlardan her türlü işkenceye bir çok hukuksuzluğa imza attı.